Tansiyon İlacını Bırakmak
Süre:
Video açıklaması
Uyarı: Videoda bahsedilen hususlar ve verilen öneriler bir uzmana danışmadan uygulanmamalıdır. Oluşabilecek zarar ve kayıplardan Dr. İsmail Can Çiftçi sorumlu tutulamaz.
Otomatik döküm
Bu metin videonun otomatik altyazısından çıkarıldı; düzeltilmedi, hata içerebilir. Doğrusu videodaki anlatımdır.
0:00 Bir gün hasta çıka geliyor. Diyor ki, “Hocam, ben tansiyon ilacımı bıraktım ve bu tansiyon ilacımı bıraktığım için çok mutluyum. Ben bu ilacı sanırım bırakacağım. Bu ilaç gereksizmiş.” Ben de diyorum ki, “Hemen erken davranma, böyle düşünme. Tamam, bırakmayı deneyelim. Madem ki 3-4 gün bırakmışsın, tansiyonun iyi gidiyorsa takip et. Bana bir 15 gün sonra tansiyon ölçümüne gel, bir bakalım.” Hasta 15 gün sonra geliyor ve diyor ki, “Hocam, sanırım tansiyon ilacını bırakamayacağım çünkü tansiyonum yükselmeye başladı.” Bu çok alışılmış bir hikaye ve ben bunu yaşamamanız için tansiyonu düşüren etkenleri, yani tansiyon ilacını bırakmak için yapabileceklerinizi, tansiyon ilacını bırakamama nedenlerini, yani niye böyle olduğunu ve bunların arasındaki mekanizmayı anlatacağım ki bu tansiyon ilacı kullanan insanlar kimler bırakabilir, kimler bırakamaz, nasıl davranmak lazım, nasıldır, nicedir, hepsini bilelim. Şimdi birincisi şu. Tansiyon artmaya başladığı zaman damar yapısı bozuluyor ve damar yapısı bozulduğu zaman vücudunuz yüksek tansiyona bağımlı hale geliyor. Şöyle oluyor, kan basıncınız arttığı zaman, yani tansiyon, damarınız bu basınca dayanmak için sertleşiyor ve kabalaşıyor. Yani gevşeme yeteneğini kaybediyor. E gevşeyemeyen damar tansiyon yükseldiği zaman gevşeyip düşürmesi lazımken tansiyonu sabit kaldığı için tansiyonu yüksek kalıyor. Tansiyonun birinci ana düşürme mekanizması bu. Bir diğer mekanizma da şu, sizin tansiyonunuz artmaya başladığı zaman böbreğin normalde suyu ve tuzu süzdüğü tansiyon değişiyor. Şöyle anlatayım, normalde böbreğiniz suyu ve tuzu diyelim ki tansiyonunuz 11’e 8’ken çok iyi süzüyor. Sizin tansiyonunuz arttı, arttı, arttı ve diyelim ki tansiyonunuz
1:36 belli bir süre 14’e 9’un üstünde kaldı. Böbreğiniz diyor ki, “Ben artık suyu ve tuzu tansiyon 14’e 9’ken süzüyorum.” diyor. E ne oluyor o zaman? Siz tansiyonu düşürdüğünüzde böbrek bu suyu ve tuzu süzmüyor, vücudunuz su ve tuz topluyor, tansiyonunuz artıyor, böbreğin istediği yere geliyor. Yani böbrek tansiyona alıştığı için artık tansiyonu oraya çekmeye çalışıyor. Ve bu böbreğin çektiği nokta çok değişebilir bir nokta değil. Primer hiperaldosteronizm diye bir hastalık var. Bu hastalık tansiyonu yükselten bir hastalık. Böbrek üstü bezinden kaynaklanıyor falan. Neyse, hikaye şu, böbrek üstü bezindeki hastalığı tedavi ettiklerinde bakıyorlar ki bazı hastaların hipertansiyonu devam ediyor. Yani hipertansiyonu yapan sebebi ortadan kaldırmışız ama tansiyon devam ediyor. Bu da tansiyonu yapan sebep ortadan kalksa da tansiyonun iyileşmeyebileceğinin önemli bir göstergesi. Yani o dolayısıyla böyle ben tansiyonu iyileştiririm, bunu geçiririm, her zaman bu doğru değil. Şimdi burada kimler tansiyon ilacını bırakabilir? Bu kesin bir bilgi değil. Yani bu söylediklerim hemen tansiyon ilacını bırakmasın ama bırakması daha olası diyelim. Birisi, tansiyon hastalığına çok erken müdahale edilmiş hastalar. Şimdi tansiyon hastalığına siz erken müdahale ettiğiniz zaman damar yapısı daha bozulmamış oluyor. Damar yapısı bozulmadığı için de esneyebilmesi daha olası. Yani siz bu hastayı tedavi eden, tansiyona sebep olan işte şişmanlık, hareketsizlik vesaire gibi birazdan anlatacağım onları, sorunları çözerseniz bu hastaların damar yapısını kurtardığınız için hasta erken iyileşebiliyor. Veya herhangi bir bir ilaç sebebiyle tansiyon hastalığına sahip olmuşsa. Bu nedir? İşte doğum
3:15 kontrol hapları bunu yapabilir, ağrı kesiciler bunu yapabilir. Bu burundan burun açıcı fısfıslar var ya, bu fısfıslar bazen yapabilir. Bunları sürekli kronik kullanan insanlarda yapı bozulduğu için bu hastalık, yani hipertansiyon, bu ilaçlara bağlı ortaya çıkıyor ve bazen bu ilaçları bıraktığınızda hastalar iyileşebiliyorlar. Bu arada hipertansiyon hastalarının iyileşmesinin en olası olduğu grup genç grup. Dolayısıyla gençler bu konuda biraz daha şanslı. Şimdi bilmenizi istediğim şey şu. Bu hipertansiyon ilaçlarının etkisi öyle bir iki gün değil. Yani siz burada tansiyon ilacını bıraktınız, burada bir iki gün tansiyonunuzu ölçtünüz, tansiyonunuz çok iyi gidiyor. O tamam ben iyileşmişim, ben bu tansiyonumu da hiç ölçmeyeyim, tansiyon ilacını kullanmayayım demeyeceksiniz. Tansiyon hastalığı birkaç ay sonra bile geri gelebilir. Dolayısıyla sizin tansiyon ilacı bıraktıysanız tansiyonunuzu uzun bir süre düzenli olarak ölçmeniz ve tetikte olmanız lazım. Yani tansiyonunuz artıyorsa hemen doktorunuza gidip tedaviyi burada başlamak lazım. Bakın biraz önce söyledim. İşte ben tansiyon ilacı kullanırsam vücudum tansiyon ilacına alışır, ben bunu bırakamam. O zaman kullanmayayım. Biraz önceki meseleyi tekrar edeyim o zaman, sinirlendim. Böyle düşünmek çok büyük hata çünkü siz yüksek tansiyona maruz bıraktığınız damarlarınızı bozuyorsunuz. Bakın tekrar ediyorum. Ve siz tansiyon hastalarına erken müdahale ederseniz damarlarınızı koruyabiliyorsunuz. Burada sizin tansiyon ilacına bağımlı olmanız değil, aslında tansiyon ilacını bırakabilme ihtimalinizi biz sağlıyoruz erken tedaviye başlayarak. Bunu unutmayın. Erken tedaviden kesinlikle korkmayın. Bu bağımlılık oluşturucu bir şey değil. Ya
4:51 tansiyon hastasıyım. Ben bu ilacı bırakmak istiyorum. Kafaya koydum. Ne yapmalıyım? Hayatımda neleri değiştirmeliyim? Şimdi size şey demeyeceğim. İşte stresten uzak dur falan filan. Tabii ki stres etkili ama bu memleketin halinde eee sadece stres bu hastalığa sebep olsaydı hepimizin tansiyon hastası olması gerekiyordu. Değil. Bakın ben size söyleyeyim. Birincisi herkes bir tuzu kesiyor. Bu bazen hatadır. Çünkü hastaların bir kısmı tuza duyarlı değildir. Yani tuzu kestiklerinde tansiyonu düşmez. Dolayısıyla burada herkes tuzu böyle çok aşırı kısıtlayacak diye bir kaydı yok. Tabii ki bizim abartmamız lazım çünkü Türk diyeti tuz açısından çok zengin. Turşumuz var, peynirlerimiz var, ekmeklerimiz var. Bunların hepsinde aşırı tuz var. Dolayısıyla bu tuz işine belki bir miktar azaltmayla başlayabiliriz ama öyle her şeyi kestim, hiçbir şey tuz koymuyorum çok mantıklı değil, bazen işe yaramıyor. Bence burada en önemli nokta potasyumu arttırmak. Çünkü potasyum aslında vücutta sıvı atıcı görevi alıyor. Yani siz potasyumdan zengin yiyecekleri tükettiğinizde aslında vücudunuzdaki fazla suyu atmaya başlıyorsunuz. Burada bilmenizi istediğim şey şu, böbrek hastalıklarında, bozukluklarında bu potasyum vücutta birikir. Dolayısıyla böbrek hastalığınız varsa kesinlikle bunu yapmıyorsunuz. Bu potasyumdan zengin yiyecekleri sağlıklı bir böbreğe sahipseniz ve potasyum seviyeniz normalse yapabilirsiniz. Onu da hekiminize mutlaka bir danışın. Şimdi burada hareket işi önemli. Bakın hareketsizlik damar yapısını bozan, kalp damar hastalıklarının riskini arttıran bir şey ama hareket dediğimizde de insanın kafasında bir şey canlanmıyor.
6:25 Yani yüzme midir, zıplama mıdır, ip atlama mıdır, yoksa koşu mudur? Bir bildiğimiz iki şey var. Birincisi günde 5-6 bin adım kesin lazım. Mümkünse bunu bir yürüyüş halinde, yani işte ben alışveriş merkezine gitmiştim, işte markete gitmiştim. Hayır, hareket şeklinde, bir egzersiz şeklinde yürümek. Bir diğeri de bunun için çalışmaları olan izometrik egzersizler. Yani hareketin değişmediği, sizin sabit kaldığınız ama kaslarınızın çalıştığı versiyon. Bu nedir? Bir araştırırsanız bulacaksınız. Mesela duvarda squat yapmak. Yani sırtınızı duvara yaslıyorsunuz, sandalyeye oturur gibi duruyorsunuz ama sandalye yok tabii altınızda. Bu duruş pozisyonu sizin kaslarınızın çalışmasını ve boyunun kısalmadan, değişmeden çalışmasını sağlıyor. Bu kalp damar hastalıkları için özel olumlu bir etkiye sahip bir hareket paterni. Bakarsanız izometrik egzersizlere ve gününüze koyarsanız faydalı olabilir. Şimdi bir de yavaş nefes alıp verme meselesi var. Burada konumuz şu, siz karbondioksitinizi arttırdığınız zaman vücudunuzda aslında damarlarınız gevşiyor. Çünkü karbondioksit arttığı zaman vücut dokuya daha çok oksijen taşımak istiyor ve damarları gevşetiyor ki daha çok kan geçsin. Bu damarları gevşetme etkisiyle tansiyonu düşürüyor. Dolayısıyla burada nefes egzersizi yapmak faydalı. Fakat nefes egzersizi derken hedefimiz şu: Sizin dakikada aldığınız nefesin sayısını azaltmak. Bir insan bir dakikada ortalama 15-16 nefes alır. Bunu 8’e, 9’a düşürdüğünüzde
8:00 vücudunuzdaki karbondioksit miktarı hafif hafif artıyor ve bu da kan basıncınızın hop diye düşmesine sebep oluyor. Bu nefes egzersizini boş bulduğunuz günde bir iki sefer yaparsanız bu karbondioksit seviyeleriniz belli bir süre böyle sabit kalacağı için artık kan basıncınız da azalacaktır. Bedeniniz buna sakin sakin alışacaktır. E bir diğer konu abi kilo vermek. Yani şu anda zayıflama iğnelerinin tansiyon ilişkisini gösteren çalışmalar var. Benim kendi hastalarımda da var. Ya bu kişi tansiyon hastası veriyorsunuz tedaviyi hop ne oluyor? Adam hem zayıflıyor hem tansiyon ilacını bırakıyor. E e sebep ne? Abi kilo vermek. Burada dolayısıyla şişmanlık hani çok önemli bir sebep. Bir de tabii ki en önemlisi bence uyku süresi. Bir kişi gece horluyorsa ve uyku apnesi varsa, geç saatlere kalıyorsa ya da mevcut uyku süresi lazım olandan daha azsa işte 8 saat, 7 saat, 6 saat bunlar işte kişiden kişiye değişen sınırlar ama özellikle 6 saatin altı artık ciddi uyku eksikliğidir. Eğer bunlardan biri varsa hipertansiyonun riskini çok artırıyor ve bunu düzeltmeden de tansiyon iyileşmiyor. Bu özellikle uyku apnesinde çok bilinen bir şey. Hasta hipertansiyondur bir ilaç verirseniz geçmez, ikisini verirseniz geçmez, üç, dört verirseniz geçmez. Hastaya siz gece nefes almasını sağlayan makineyi verirsiniz tüm tansiyon ilaçlarını bırakır. Çok bilinen bir şeydir. Dolayısıyla uyku apnesini de mutlaka tedavi ettirmeniz lazım. Son olarak bildiğimiz magnezyum iyi bir takviye. Bir sürü takviye tavsiye ediliyor ama burada en bilineni ve güvenlisi magnezyum. Magnezyumu sürece ekleyebilirsiniz. Aha tansiyon işi bu kadar. Tansiyon ilacını bırakmak isteyen insanların yapacağı şeyler bu kadar. Artık yolunuzu çizebilirsiniz. Kendinize iyi bakın.
