Kanseri Yenmek NEDEN ZOR, NASIL YENEBİLİRSİN?
Süre:
Video açıklaması
Kanseri yenmenin adımlarını öğrenmeniz için önce savunma mekanizmalarını bilmeniz gerekiyor. Bu videoda size kanserin neredeyse tüm silahlarını ve bu silahları etkisiz hale getirmek için yapmanız gerekenleri anlattım.
Açıklamanın tamamı
Uyarı: Videoda bahsedilen hususlar ve verilen öneriler bir uzmana danışmadan uygulanmamalıdır. Oluşabilecek zarar ve kayıplardan Dr. İsmail Can Çiftçi sorumlu tutulamaz.
Otomatik döküm
Bu metin videonun otomatik altyazısından çıkarıldı; düzeltilmedi, hata içerebilir. Doğrusu videodaki anlatımdır.
0:00 Saat 8 haberlerine hoş geldiniz. Evet sayın seyirciler İsviçreli bilim adamları 23 çeşit kanseri aynı anda tedavi eden bir ilaç geliştirdi. Bu ilacın özellikle akciğer, meme, prostat ve kolon kanserlerinde etkili olacağı düşünülüyor. Yıllardır böyle haberler dinliyorum. 15 yıldır var. Ayda bir kere, ayda iki kere ne zaman keyifleri gelirse serpiştiriyorlar. Ama neden hala kanserin tedavisi bulunmuş değil? Neden laboratuvarda yani mikroskop altında harika sonuçlar veren bu tedaviler hastalar üzerinde yeterince etkili değil? Bir de yeterince etkili olmayanlar harici bir de başarılı olduğu iddia edilenler var. Bak küçük bir örnek vereceğim. Böyle örnekler çoğaltılabilir. Bir ilaç var. Pankreas kanserinde kullanılan. Adı erlotinip. Bu erlotinibi mevcut tedavinin üstüne ekliyorlar ve bu tedaviyi kullanmayanlar, almayanlar 5.91 ay yaşarken bu ilacı alanlar mevcut tedavisinin üstüne 6.24 24 ay yaşıyor. Şimdi bu çalışmaya göre ve birkaç çalışmaya göre FDA bu ilaca onay veriyor. Diyor ki kağıt üzerinde bu insanların ömrünü uzatıyor. Doğru mu? Doğru. SGK’da ödüyor mu? Ödüyor. Hastalar da bunu alıyor mu? Alıyor. Alsınlar hiç sorun değil. Fakat kağıt üzerinde insanın ömrünü uzatan ilaç sadece ömrü 10 gün değiştiriyor. 5.91 ayla 6.24 ay arasında yaklaşık 10 gün var. Ne kadar acı verici değil mi? Bakın siz ilacın yan etkilerini çekiyorsunuz. Tedavi masraflarını çekiyorsunuz. Sadece ömrünüz 10 gün uzuyor. Bu arada erlotinip başka kanserlerde gayet başarıyla kullanılabilen bir ilaç. Benim söylemek istediğim farklı. Siz anlamışsınızdır. Mesela erlotini kullanmayın değil. Sadece başarılı olduğu iddia edilen ilaçlar da bazen başarılı olmayabiliyor. Neyse konumuza dönüyorum. Ya kanseri yenmek neden bu kadar zor? Bunu incelemek istiyorum. Çünkü videonun devamında size kanseri
1:36 yenmeniz için mevcut tedavinizin üstünde hayatınızda değiştirmeniz gereken şeylerden bahsedeceğim. Bunlar da tedavinin etkinliğini değiştiren şeyler. Birinci konu şu. 200’e yakın kanser tipi var. Hepsinin de farklı açıkları var. Yani tek bir ilaç işe yaramıyor. Siz 200 farklı ilaç yapsanız bile bu kanserin her tipi aynı şekilde homojen dağılmamış. Yani siz o milyonlarca hücreye baktığınızda hepsi birebir aynı değil. E ne oluyor o zaman? Tedaviyi özelleştiremiyorsunuz. Bu kanserin de bunu veririm, tedavi ederim diyemiyorsunuz. Çünkü kanserin adının aynı olması aynı olduğu anlamına gelmiyor. Hastaya tedavi veriyorsunuz. Bu tümör hücrelerinden bir kısmı ölüyor. Fakat bir kısmı farklı bir genetiğe, farklı bir tipe sahip. Bunlar da ölmüyor çünkü ilaca dirençli. Ne oluyor biliyor musunuz? O tümör hücrelerinin bir kısmı ölüyor. Bir kısmı dirençli olanlar kalıyor ve çoğalmaya başlıyor. Bir diğer mesele de şöyle oluyor. Siz eğer bu ilaca dirençli bir kansere sahip olmasanız bile kanser zamanla kendini değiştirebiliyor. Ne oluyor o zaman? Genetiği değişen kanser mevcut tedaviye dirençli hale gelebiliyor. Sonuçta ne oluyor biliyor musunuz? Şöyle oluyor. Kanser hastası ilk başta tedavi alıyor. Birinci kontrolünde pet çekiliyor. Pet’te bakılıyor. Harika. Kitle küçülmüş, hastanın şikayetleri gerilemiş. Diyor ki, “Doğru yoldayız.” Sonra tedavi devam ediyor. Bir sonraki kontrole bir bakılıyor. Abi kanser tekrar canlanmış hatta yayılmış. İşte buna sebep olan şey biraz önce bahsettiklerim. E tabii bir de kanserle ilgili bağışıklık sistem meselesi var. Bakın imünoterapi denilen şey bu. Bağışıklık sistemini işte farklı yollarla, farklı ilaçlarla tümöre daha agresif hale getirmek. Yani bağışıklık sistemi çok önemli ama tümör de boş durmuyor. Tümör de bağışıklık sisteminin ayarlarıyla oynuyor. Bak size anlatayım nasıl oynuyor. Kanserli hücreleri bulup
3:14 öldüren T hücreleri denen hücreler var. Şimdi bu T hücreleri zamanla kanserle savaştıkça, uğraştıkça ve onlara saldırdıkça hem sayıları azalabiliyor hem de bu tümör hücreleri tümöre yanıtsız hale gelebiliyor. TEL fetik, T hücre yorulması bazen oluyor. Birinci sorun bu. Bir diğer sorun şu: Tümör hücreleri bağışıklık sistemini baskılayan ve bağışıklık sisteminin o tümöre tutunup onu öldürmesini engelleyen çeşitli mekanizmalar oluşturuyor. Yani bağışıklık sisteminiz çalışamamaya başlıyor. Ne oluyor o zaman? Tedavinin en önemli ayağını kaybediyorsunuz. Bir diğer mesele tümör kök hücresi. YouTube’da görüyorsunuz. Tümör kök hücresi. Tümör kök hücresi. Anlatanların çoğu şarlatan. Tümör kök hücresini tedavi ediyoruz. Neyle? Bilmem ne çayıyla. Ulan dayı çayla olsa çayı satar büyük firmalar. Ona patent alınamıyor mu? Geç oradan. Bitki çayının patenti mi var? Markette satılıyor. Milyar dolarlık şirketler satıyor. Bir sen akıllısın. Neyse mesele o değil. Bakın şarlatanlara bakmayın ama tümör kök hücresi gerçek bir konu. Bu tümör kök hücreleri neden öldürülemiyor? Şimdi size onu anlatayım. Birincisi bunlar çoğalmadan bekleme ya da çok yavaş çoğalma eğilimine sahip. Biz kanser tedavilerinde ne yapıyoruz? Hızlı çoğalan hücreleri hedef alıyoruz. Çünkü kanser hızlı büyüyor ya. Hızlı çoğalan hücreleri öldürmeye çalışıyoruz. Hızlı çoğalan hücreleri öldürmek için verilen ilaç. Peki kanser kök hücresine ne yapar? Ulan zaten yavaş çoğalıyordu. İşte kanser kök hücresini çoğu zaman bu hedeflemiyor. Birincisi bu. Bir diğer mesele şu: Kanser kök hücreleri kendi zarlarında kanser tedavi eden ilaçları dışarıya pompalayan pompalara sahip. Yani siz tedavi veriyorsunuz. belki o kanseri kök hücresine zar zor ulaşıyor, içeri giriyor ama o ilacı alıp atıyor kanser kök hücresi ve böylece bu hücre
4:50 ölmekten kaçıyor. Bir diğer mesele de şu verilen tedaviler yani kanser tedavilerinin çoğu bu hücrenin DNA’sına zarar veren ve DNA’sı yani genetik materyali olmadığı için zarar gördüğü için bu hücrelerin ölmesine bağlı. Kanser kök hücrelerinin bazıları DNA’larını çok hızlı tamir edebiliyorlar ve dolayısıyla siz o DNA’ya hasar veren ilacı verdiğinizde verdiğiniz hasardan daha hızlı iyileşen bir kanser kök hücresi var. Ne oluyor o zaman? Bu tedavi işe yaramıyor. Sonrasında işte hasta cerrahi geçiriyor kemoterapiyle. Belki büyük kısmı tümör ölüyor. Fakat bir 6 ay sonra takiplerinde tedaviyi de vermiyorlar artık. Çünkü iyileşmiş hasta. Bir 6 ay sonra bir bakıyorsunuz hop tekrardan. Neden? Çünkü kanser kök hücresi abi ölmedi. Şimdi belki de tedavinin bir diğer en önemli zorluklarından biri de tümör mikro çevresi. Bu tümör mikro çevresi çok araştırılan, çok konuşulan bir konu ve ne bu? Bu tümörün mahallesi aslında. Bu mahalleye tümör ne yapıyor biliyor musunuz? Bu mahallenin yaşama koşullarını zorlaştırıyor. İşte pH’ını düşürüyor, laktat pompalı bir şeyler yapıyor falan filan. Ne oluyor? Bağışıklık sistemi hücreleri veya işte orayı temizlemek isteyen hücreler, sağlıklı hücreler orada hayatta kalamıyorlar ve tümörle savaşamıyorlar. Bu bir. Bir diğeri tümör mikro çevresi daha çok böyle damarlanma istiyor ve damarlanmayı arttıracak çeşitli büyüme faktörleri oluşturuyor. Ne yapıyor bu doku? Daha çok damarlanıyor, daha çok besin geliyor. Üstelik o tümör hücresi damarlardan girip metastaz yapıyor falan. Bir diğer konu bu. Bir de bu tümör mikro çevresi çevresine bir bariyer oluşturuyor ve tedavinin, ilacın vesairenin içeri girmesi zorlaşıyor. Yani dışarıya etki ediyor ama o tümörün içine doğru giremiyor. Ne oluyor o zaman laboratuvarda? O mikroskobun altına koyulan 5 tane öt tümör hücresini tedavi eden ilaç hastaya verdiğinizde işe
6:27 yaramıyor. Aha size sorun. Çünkü tümörün içine giremiyor. Girse bile etkisiz kalıyor falan filan. Diyelim ki o hücreler öldü ya. Bir miktar tümör hücresi öldü ya. E bu tümörü temizleyecek sağlıklı hücre gelemedi. Tümör mikro çevresi. Büyük sorun. Şimdi burayı da anladık. Bir de tabii mikrometastaz meselesi var. Mikrometastaz ne biliyor musunuz? Hastanın birkaç yüz hücrelik farklı noktalarda metastazının olması. Şimdi hastaya tedavi veriyorsunuz. Pet çekiyorsunuz. Harika. Pet’te gerilemiş. Süper her şey. Pette’te de görünmüyor çünkü. Çünkü mikro çok küçük. Bunlar zamanla bekliyorlar, bekliyorlar, bekliyorlar. Tedavi kesildiği zaman, hastanın bağışıklığı düştüğü zaman, kan şekeri kontrolü bozulduğu zaman herhangi bir sebeple nüks oluyor. E zaten onun için hastalara tedavi verseler bile sonrasında uzun süre onkologlar takip ediyorlar. Yani bir hastaya iyileştin dedikleri zaman bırakıyorlar mı? Sen bir daha gelme diyorlar mı? Hayır. Çünkü onlar da emin olamıyorlar ki mikrometastaz olabilir. Dolayısıyla sürekli takip etme ihtiyacı çekiyorlar. Mikrometasta meselesi de bu. Şimdi ben bu konuyu sabaha kadar anlatırım. Bakın fakat moral bozmanın da bir anlamı yok. Neden tedavi edemiyoruzu bildiniz, anladınız, mantığı çözdünüz. Ben size başka şeylerden bahsedeceğim. Şimdi modern kanser teorisi denen bir teori var. Bu teori şunu söylüyor. Bir hücrenin genetik yapısı bozulursa bu hücre kontrolden çıkar, kanserleşir. Hatta işte bu kanser hücrelerine biz genetik test yaparak diyoruz ki bu ilaç uygun, şu ilaç değil falan filan. Bu teoriyi aklınızda tutun. Yani kanser genetik sebepledir. Bunu aklınızda tutun. Ben size bir deneyden anlatacağım. Sonra başka bir yere bağlayacağım. Şimdi bu deneyde şöyle yapılıyor. Sağlıklı bir hücrenin içerisine kanserli hücrenin çekirdeği
8:04 yani genetik materyali koyuluyor. Bir de kanserli bir hücrenin genetik materyali çıkartılıyor. Yerine sağlıklı bir hücrenin genetik materyali koyuluyor. Mantıken bu birinci yaptığımız sağlıklı hücrenin içerisine kanserli hücrenin genetik materyalini koyduğumuz zaman mantıken bu hücrenin kanser olması lazım. Çünkü kanser nedik genetikti. Bu kanserli hücrenin içindeki genetik materyali değiştirdiğimizde de bu hücrenin iyileşmesi ve sağlıklı olması lazımdır. Peki ne oluyor biliyor musunuz? Çok garip bir şey oluyor. Sağlıklı hücreye siz kanserli genetik materyal verdiğinizde bu hücre sağlıklı kalıyor veya kendini öldürüyor yani tedavi ediyor. Yani burada kanser yok. Siz genetik materyali verseniz bile bu hücre kanser olmuyor. Fakat kanserli bir hücrenin siz genetik materyalini değiştirseniz bile bu hücre kanserli olmaya devam ediyor. Peki buradan anlamamız gereken şey ne Can? Bu kadar karmaşık anlattın. Anlamamız gereken şey şu abi. Kanser sadece genetik bir hastalık değildir. Thomas Sirfield diye bir adam bu fikri ortaya koymuştur. Kanser metabolik bir hastalıktır diyor. Bence de çok mantıklı. Nereden mantıklı Can abi? Şuradan mantıklı. Bu diyabet hastaları daha çok kanser olmuyor mu? Neden acaba? Yani diyabetle kanserin ne alakası var oğlum? Hadi pankreası anlarsın falan filan. Eee e diğer kanserler niye? Çünkü kan şekeri kontrolü bozuluyor. Metabolik olarak hücreler daha kötü enerji üretiyor falan filan. Bak işin özünde kanser metabolik bir hastalık olabilir. Tamam. Şimdi kanserin metabolik bir hastalık olabileceğini anladık ve düşündük. Peki ne yapacağız? Yani bu bilgiyle ne yapacağım? Bak şunu yapacaksın. Metabolik hastalıklarda sorun genelde mitokondrilerdedir. Mitokondri dediğiniz şey hücrenin enerji üretim santralidir. Bir hücre kötü enerji üretirse ya da
9:40 yaptığı enerjiyi kullanamazsa kanserleşmeye meyilli hale geliyor ve bozuluyor. Şimdi kanserde de yapılması gereken şey tedavinin yanında bu hücrenin daha iyi enerji üretmesini sağlamak. Yani mitokondrileri tamir etmek olabilir. Yani mevcut tedavinin yanına daha iyi enerji üreten bir sistem koyarsanız tedavinin aktivitesini artırabilirsiniz. Muazzam bir bilgi değil mi? Bak şimdi işte gerçek videonun konusu başlıyor. Kanserli bir hasta tedavi olmak için tedavisinin yanına ne yapmalı? Metabolik bir hastalıksa bu arada birazdan söyleyeceğim her şeyi onkoloğunuza soruyorsunuz. Bir kesinlikle soytarılarla muhattap olmuyorsunuz. bilmem ne çayı, yok dayımın balı, yok bilmem nesi. Çoğunlukla bunlar duygularınızı ve yardıma ihtiyacınız olma halini kullanarak sizden faydalanırlar. Kesinlikle papuç bırakmayın. Şimdi hadi devam edelim. Birinci mesele beslenme. Şeker kanseri besler kısmı doğru bilgi fakat tam doğru bilgi değil. Çünkü şeker kanseri besler virgül aynı zamanda glutamin de kanseri besler. Yani protein ve dolayısıyla siz şekeri besler, yanına protein basarsanız bu hastalar şekeri kullanamasa bile kanserli hücreler bu proteini parçalayıp içindeki glutamini alıp kullanabilir. Bu nedenle bu Thomas amca diyor ki kanserde şekerle beraber glutamini de kısıtlamak mantıklıdır. Bakın burada söylemem gereken şey şu. Kanserli hastalarda kas kaybı çok ciddi olur. Dolayısıyla proteine ihtiyaçları vardır. Öyle dümdüz şeker ve protein kanseri besliyormuş. Keseyim deyip kendinizi aç bırakmayın. Vücudunuzu zayıflatmayın. Çünkü protein ihtiyacınız olan bir şey. Bu bilgiyi alın ve cebinize koyun. Aşırı protein almaktan kaçının. Bu bir. Bir diğer mesele şu.
11:23 Ben şeker ve protein vermek istemiyorsam ne yapacağım? Kişiyi aç bırakabilirim. Yani kişi belli bir süre aç kalır, belli bir süre yemek yerse aç kaldığı zaman da en azından kanserli hücrelere yakıt vermemiş olabilirim. Bu gerçekten tedavinin belki de en önemli basamağı. Fakat bilmeniz gereken şey şu. Kanser hastaları çok hızlı zayıflar. Dolayısıyla herkesin yaptığı gibi aç kalmaları doğru değildir. Açlık yapacaksanız, şimdi saatlere falan girmeyelim. O başka bir videonun konusu. Ama eğer aç kalacaksanız bunu zayıflamadığınız halde yapmanız lazım. Sizi haftada bir iki gün zayıflatmadan eee hayatınıza devam ettiriyorsa siz iki gün açık kalırsınız. 3se 3, 4se 4 5se 5. Zayıflamayacaksınız ve kas kaybetmeyeceksiniz. Bakın diğer konu hareket. Bu hareket dediğimiz şey mitokondrileri tamir eden ve hücrenin enerji üretmesini, daha iyi enerji üretmesini sağlayan en önemli şey. Yapacağınız egzersiz mutlaka gündüz vakti olacak ve güneş altında olmalı. Bu bir yürüyüş olmalı. Zon 2 yürüyüş. Zon 2 dediğimiz de şu. Hani yokuş yukarı çıkarsın böyle telefonla çok uzun süre konuşamazsın. Nefes nefese kalırsın ya. Ha işte bu hız tam o hız. Tam bu yoğunluk tam o yoğunluk. Zon 2 yürüyüş. Hocam kaç dakika sana bağlı? Bir de mesele şu bağışıklık sisteminizi yıpratmak istemiyorsa ne kadar fazla egzersiz bu kadar iyi değil kararında kendinizi yormadan sonraki gün sakin ve dingin kalkabileceğiniz şekilde yapmanız lazım. Bu yaptığınız yürüyüş hem dolaşım sisteminizi hem kan şekerinizi hem de beyninizden daha çok endorfin salgılanmasını sağlar. Bu endorfin sizin iyi hissetmenizi sağlar. Fakat aynı zamanda bağışıklık sisteminizi de daha agresif hale getirir. Fakat sadece
12:59 yürüyüş ile bu iş kesinlikle olmaz. Senin ağırlık da kaldırman lazım. Çünkü ağırlık kaldırdığında kaslarından çeşitli kimyasallar salınır ve bu kimyasallar bağışıklık sisteminin daha agresif olmasını sağlar. Böyle kaldır, şöyle yap diyemem. Fakat ağırlık yani direnç egzersizi yapmanız lazım. Bu da bir diğer mesele. Şimdi burada canınızı sıkmanızı gerektirecek hiçbir konu yok. Yatağa bağımlı olabilirsiniz. Harekette zorlanıyor olabilirsiniz. Bacaklarınız şişmiş olabilir. Zor bir durumda olabilirsiniz. Her zorluğun bir kolaylığı var. Yapacağınız şey herkes gibi belki yürümek koşmak değil. Siz de o zaman yatak içinde hareket edebildiğiniz miktarda hareket edebileceksiniz. Hiçbir zaman umut bitmez. Yapabileceğinizin en iyisini yapın ve bu savaşı verin. En önemli şey bu savaşı vermek. Bir diğer konu uyku. Melatonin uykuda sanın en önemli hormon. Bağışıklık sistemini çok iyi aktive ediyor falan filan. virgül. Fakat uyku sırasında bilmen gereken çok daha önemli bir şey oluyor. Temizlik yani detoksifikasyon. Bak az önce söyledim. Bu tümör hücrelerini siz öldürüyorsunuz ama mevcut yerinde kalıyor. Bunları temizlemezseniz bu bölgelerde damarlanma devam ediyor. Tümör mikroçevresi devam ediyor. Yani oralarda hasar hala devam ediyor. Temizlemek için dinlenmeniz lazım. En iyi dinlenme uyku. Çok kaliteli uyuyacaksınız. Bak size hiç acımayacağım bu konuda. Çünkü hayat memat meselesi. Yapmanız gereken uyku kuralları şunlar. Bir tam karanlık odada uyuyacaksın. Bak televizyon prize takılı olduğunda hemen altında kırmızı bir ışık oluyor ya hani prize takılı olduğunu söylemek için. O kırmızı ışığa bile tahammülümüz yok. Hiçbir ışık olmayacak. Bir 21.30’da yatağa girmiş olacaksınız. Sizin kaliteli ve uzun uyumanız lazım.
14:35 En kaliteli uyku 9.30’ta başlar. Bir diğer mesele yatakta telefon kesinlikle kullanmayacaksınız. Soğuk odada uyuyacaksınız. Niye soğuk odada biliyor musunuz? Soğuk odada uyuyan kişilerin daha iyi metabolik aktiviteye sahip olduğunu biliyoruz. Muazzam bir bilgi. Soğuk odada uyumak da bir diğer mesele. Tabii kendinize de hasta etmeyin. Şimdi bunları toparladık. Bak beslenme dedik, uyku dedik, egzersiz dedik. Bir de tabii suplement ilaç konusu var. Hiç onu burada anlatamam. Kendimi davalarla, firmalarla muhatap etmek istemiyorum. Bu başka bir videonun konusu. Bu video gerçekten benim için çok mutluluk verici, çok uzun zamandır yapmak istediğim bir videoydu. Çünkü bunları sizinle paylaşmak istiyordum. Umarım anlaşılabilmişimdir. Bu videoyu beğendiyseniz beğenmeyi, yeni videolardan haberdar olmak için kanala abone olmayı unutmayın. Mutlu ve sağlıklı günlere hoşça kalın.
