Dışarıda Olmak Ömrü Uzatır! Ama Nasıl? - CanLog

Süre:

Oynatıcı, düğmeye bastığınızda YouTube'dan (youtube-nocookie.com) yüklenir. YouTube'da izleyin

Video açıklaması

Dışarıda olmak neden ve nasıl ömrünü uzatır. CanLog serisinin ilk videosu ile karşınızdayım.

Uyarı: Videoda bahsedilen hususlar ve verilen öneriler bir uzmana danışmadan uygulanmamalıdır. Oluşabilecek zarar ve kayıplardan Dr. İsmail Can Çiftçi sorumlu tutulamaz.

Otomatik döküm

Bu metin videonun otomatik altyazısından çıkarıldı; düzeltilmedi, hata içerebilir. Doğrusu videodaki anlatımdır.

0:00 Hava buz gibi ve dışarıdayız. Bu çok keyifli olmasa da size bugün dışarıda olmanın faydalarından bahsetmek için kamerayı koydum. Aslında ben bunu rutinde günlük olarak yapıyorum ama bunu yaparken size anlatmak daha faydalı olacaktır. Şimdi insanlara ben işte sağlıklı olmaları için veya daha kaliteli hayat sürmeleri için hep dışarıda olmaları gerektiğini söylüyorum. Fakat bunu söylerken hep bir şüpheye kapılıyorum. Ulan biz bu insanlara acaba böyle anlamsız şeylerden mi bahsediyoruz? Ya da onlar öyle mi geliyor? Çünkü ben buna inanıyordum fakat işte aman dışarıda olman lazım. Çok hani farazi bir şey. Bazen anlamsız olabilir. Fakat sonra fark ettim ki aslında evrimsel olarak biz dışarıda olmaya ihtiyaç duyuyoruz. Bir iki biz artık eskisi kadar dışarıda değiliz. Ya ortalama insanlara bakın. Babanıza, annenize bakın ve sizin dışarıda olma saatinize ve zamanınıza bakın. Ya eskiden insanlar sokaktan çıkmazmış. Ben eee de artık yaşlanan birisi olarak şunu hatırlıyorum. Ya biz çocuklukta, gençlikte her gün okuldan sonra güneş batana kadar dışarıda olan bir gruptuk. Artık hayır abi herkes evde, herkes güneşe hasret ve bu sağlık olarak belli sorunlara ve sonuçlara sebep oluyor. Sizin için bir sürü veri derledim. Bu verilerden bazılarını size anlatacağım. Şimdi bakın birincisi golfçülerle ilgili bir veri. Şimdi 300.000 tane İsveç’teki golfçüye bakıyorlar. Tabii İsveç’teki golfçü çok elit bir grup ama söyleyeceğim. İsveç’teki golfçülere

1:37 bakıyorlar ve golf oynayan insanların 5 yıl daha uzun yaşadığını görüyorlar. Ya bu çok büyük bir rakam. Yani şu anda dünyada bir ilaç yok ki bir insanın ömrünü 5 yıl uzatsın. Bakın 5 yıl korkunç bir rakam. 5 yılı şu an parayla satsanız herhangi birisine milyonlarca lira hatta muhtemelen milyonlarca dolar para alırsınız. Bunu şunun için söylüyorum. Yani aslında bunun sayısal maddi bir karşılığı yok. Neyse şimdi bu golfçülere bakıyorlar. Diyorlar ki golfçüler golf oynamayan insanlardan daha uzun yaşıyor. 5 yıl. Tabii benim aklıma ilk bu çalışmayı okuduğumda şey ulan ne salak çalışma yaptınız böyle bir şey mi olur? Tabii ki golf oynayanlar derdi yok tasası yok. İşte golf oynamak hani bir zenginlik simgesi ya. Derdi yok tasası yok. Adam zengin. Ulan tabii ki bu adam uzun yaşayacak ama sonradan baktım ki çalışmayı yapanlar da bunu düşünmüşler ve bu kişileri sosyoekonomik durumlarına göre de sınıflamışlar. Yani yayın yapılan bu kişiler sosyoekonomik olarak benzer kişiler ve dolayısıyla da sosyoekonomik olarak da benzer olmalarına rağmen bu kişiler golf oynayan kişilerden bahsediyorum uzun yaşıyorsa demek ki golf insanı uzun yaşatıyor. Fakat burada tabii ki grup olarak şu gruplarda var. golf oynayan ve oynamayan ama burada farklı sporlardan bahsedilmiyor. Yani işin özü şu. Bence burada mesele golf’te. Peki golf’ü diğer sporlardan ayıran en önemli şey ne abi? Dışarıda olması, güneşe maruz kalması ve

3:14 çoğu zaman açık alanda yapılması. Yani aslında mesele golfte değil de golf’ün oynandığı bölge, alan ve zaman aralığı ile alakalı olabilir. Bir de tabii şey var. Burada hareket etmenin sirkadyan ritmi de önemli. Şunu biliyoruz. Golf karanlıkta oynanmaz. Ve biz egzersiz yaptığımızda bedenimize işte sen hareket ediyorsun işte sen güne yeni başladın uyarısı veriyoruz ya. Şimdi ben golf ile beraber sabah saatlerinde hareket ediyorum ve sirkan ritmemi düzenliyorum. Fakat gidip akşam ağırlık antrenmanı yaptığımda sirkadyan ritmimi bozuyor olabilirim. El hastalığı huk golf ile ilgili mesele böyle. Bir diğer konuda güneş maruziyeti ve insanların ölüm riski. Şimdi bu da yine Golf’e benzer bir çalışma. Şöyle yapılıyor. Güneşten uzak duran kadınlarla güneşe çıkmakta sorun yaşamayan ve güneşe çıkan kadınları karşılaştırıyor. Diyorlar ki bu kadınlarda malin melanom cilt kanserinin riskinde artış var mı? Bu insanların ölüm riski nasıl? Yapılan çalışmanın sonucu şöyle. Kadınlar eğer güneşten kaçıyorlarsa, korunmaya çalışıyorlarsa bu kadınların ölüm riski güneşten korunmayan ve güneşe çıkan kadınlardan iki kat daha fazla. Yani aslında bizim güneşe çıkmakla genel herhangi bir sebebe bağlı ölüm riskimizi azaltıyor olabiliriz. Şimdi bu da yine golfçülere benzer bir çalışma. Fakat farklı olarak burada şeye de bakmışlar. Malin melanom riskine de bakmışlar. Yani cilt kanseri riskine de bakmışlar. Ve

4:52 cilt kanseri riskinde normal güneşlenen bir kadın ile güneşten kaçan kadın arasında çok bir fark olmadığını görmüşler. Bu da yine bence işte güneşten korunmamızın bir sebebi olan cilt kanseri konusunda bizi rahatlatıcı bir faktör. Bu arada bu cilt kanserinin işte sıklığının son zamanlarda artması ve benzeri gibi konularda da bir konuşmak lazım. Çünkü cilt kanserine sebep olan şeylerden işte anlatılan ve literatürler için konuşulan şeyin güneş olması nedeniyle burası bence değerli. Çünkü gerçekten tek sebep güneş olmayabilir. Çünkü insanlar güneşten daha çok korunmalarına rağmen, daha çok güneş korucu sürmelerine rağmen daha çok malim melelanom oluyorlar. Acaba niye? Şimdi bir de diğer bir konuya bakalım. Bu da İngiltere’deydi yanlış hatırlamıyorsam çalışma. İnsanlara ışığı algılayan bir sensör koyuyorlar. Diyorlar ki kardeşim sen bununla beraber hayatına devam et ve senin ne kadar ışık aldığını biz görelim. Bunu bir grup insana veriyorlar ve hayatlarını yaşamalarına devam etmelerini istiyorlar. Ve şöyle oluyor. Bu insanlardan ne kadardı? Tam 13 milyon saatlik bir veri elde ediyorlar. işte ne kadar ışı kalmış, ne kadar gündüz vakti karanlık, gece vakti aydınlıkta kalmış falan. Ve çalışmanın sonucunda şöyle bir şey çıkıyor. Gece vakti parlak ışığa maruz kalan yani aydınlıkta kalan insanlar bunlar ki bu kötü grup. Gece vakti aydınlıkta kalan insanlar ölüm riski olarak daha fazlalar. Nasıl bir çalışma? İnanılmaz değil mi? Bak sensör

6:32 takmışlar, bakmışlar ve şöyle diyor. Gündüz aydınlıkta ve gece karanlıkta kalan insanlar bir diğer söylemle ölüm riskleri daha az. Bu insanlar daha sağlıklılar. Bu ne demek? Bu da şu demek. Sidkadyen ritmine göre yaşıyorsan gündüz eğer ışığa maruz kalıyorsan aynı bizim gibi bedenin metabolik olarak daha sağlıklı oluyor ve bedenin genel ölüm herhangi bir şeye bağlı ölüm riski açısından daha iyi korunuyor. Muazzam bir çalışma. Muazzam bir çalışma. Şimdi bir diğer çalışma da hastane verisi. Eee bence bu videoyu benim yapmama sebep olan şey de bu çalışma. Çünkü ya çok zekice bunu kim akıl etti bilmiyorum ama çok zekice. Şöyle yapıyorlar. Bir hastanede bir servisin odalarına bakıyorlar ve bu odalarda iki tip oda var. Birincisi dışarıya ağaçlık alana bakan oda. Bir diğer grupta düz duvara bakan oda. Şimdi ya düz duvara bakan oda çok şanssız. Tabii çalışmayı şöyle dizayn ediyorlar. Diyorlar ki bizim eğer burada işte dışarıya bakmak ve güneşi görmek bu insanlar için faydalıysa mantık olarak bu dışarıya bakan insanlar duvara bakan hastalardan çok daha hızlı iyileşecek, çok daha az ağrı kesici ihtiyacı olacak değil mi? Böyle diyorlar ve çalışmayı böyle dizayn ediyorlar. Ve çıkan sonuç şu. Gerçekten de dışarı bakan hastaların daha az ağrı kesici ihtiyacı oluyor. Dışarı bakan hastaların daha hızlı taburcu olduğu görülüyor. Yani aslında bakın size literatürden bir

8:13 potpori yaptım. İşte gerçek hayat verisi verdim. Yok adamların üzerine sensör takılmış. Daha gündüz aydınlıkta kalan, gece karanlıkta kalan insanlar daha uzun yaşıyorlar. Bir. İkincisi golfçülerden bahsettik. Üçüncüsü, güneşe çıkmaktan imtina eden kadınlardan bahsettik. Dördüncüsü hastane verisinden bahsettik. Bakın o kadar çeşitli ki şimdi bir konuyla ilgili tabii ki bir çalışma var ise bu çalışmayı hep dikkatli değerlendirmek lazım. Çünkü bu çalışmalar bazen hatalı dizayn edilmiş oluyor. İşin içerisine araştırmacı faktörü girmiş oluyor ve dikişler olabiliyor. Onun için de her çalışma anlatanı da dinlememek lazım. Niye bundan bahsediyorum? Çünkü benim az önce bahsettiğim gibi birçok farklı veriyi toparlayan, birçok farklı alanda aynı şekilde kanıtlanmış sonuçlar varsa bu sonuçları pek tartışmaya gerek yok. Ve kapanışta söyleyeceğim şey çok net olarak şu. Birisi eğer güneşe çıkmıyorsanız gündüz saatinde sağlığınızla ilgili büyük şeyler kaybediyorsunuz. Bir ikincisi eğer bulunduğunuz bölgede hava kapalıysa ve güneş yoksa mutlaka yine kalkıp güneş gözlüğü takmadan en azından bir dışarıda yürümek ya da parlak ışığa maruz kalmak bu konuda çok değerli. Bakın son olarak bir de şunu söylemem lazım. Bulunduğunuz bölgede güneş olmayabilir. Bakın bu konuyla ilgili yapılmış lambalar var. Bu lambalar şöyle çalışıyor. Lambalar aynı güneş ışığını taklit eden beyaz ışık veriyor. Parlak ve siz bu ışığın karşısında durduğunuz zaman ne oluyor?

9:51 Sizin aslında silkader ritminiz dengelenmiş oluyor. Bir ikincisi, şimdi şu anda kapalı bir havadayız. Berbat. Fakat yine de dışarıda olmak, soğuk havaya maruz kalmak, burada yürümek sizin kapalı alanda evde bulunmanızdan çok daha sağlıklı ve iyi. Çünkü eğer güneş ışığı alırsanız bedeniniz kendini ayarlar ve sirkadyan ritim kanser metabolizması da çok önemli. Kan şekeri regülasyonua çok önemli. Psikiyatrik durumlarda çok önemli. Yahu bu dışarı çıkmak bedava. Bakın sağlıkla ilgili birçok uygulama çok pahalı. Fakat bu dışarı çıkmak işi bedava ve artık çok fazla kanıtımız elimizde var. Her gün gündüz saatinde özellikle 12’den önce güneş gözlüğü takmadan en az yarım saat dışarı çıkmıyorsanız ben sağlığım için dikkat ediyorum. Kendime bakıyorum demeyin abi. Çok net. Kendinize iyi bakın. Bu konsepti beğendiyseniz bana bir mesaj atarsanız çok sevinirim. Neymiş? Araba sürerken video çekecekmişim. Biraz önce kamerayı patlattık. Neyse şimdi burada bir şeyler daha söylemem lazım. Çünkü muhtemelen gündüz ışığına maruz kalmayile ilgili şu an çok iştahlandınız. Böyle işte her gün güneşe çıkayım, güneşleneyim falan ama aklınızda birkaç tane soru var ve bunu nasıl uygulayacağınızla ilgili belli problemler oluşabilir. Onlardan biraz bahsetmek istiyorum. Şimdi birinci problem şu. Ne kadar güneşleneceğim? Gündüz saatlerini gündüz 12’den önce özellikle en azından yarım saat güneşlenmeniz lazım. Bir. İkincisi böyle araba sürerken güneşe maruz kalıyorum. İşte pencerenin önünde oturuyorum falan

11:30 filan diyorsanız onların hiçbiri işe yaramıyor. Çünkü camda kırılan belli dalga boyları var bu ışıkta ve bu dalga boyları da bizim gözümüze aslında gündüz gece varlığını gösteren şeylerden biri. Yani dolayısıyla bizim için bu pencere arkasından güneşlenmek pek iyi bir senaryo değil. Üçüncü konu da şu. Ben bunu haftada kaç gün yapsam olur? Şimdi sirkadien ritmim sürekli olarak böyle hareket ediyor ve günüme adapte oluyor. Gündüz ışığını gördüğünüz zaman sirkadyan ritminiz sıfırlanır. Bir reset atılır. Dolayısıyla eğer ben sirkadyan ritmemi dengelemek istiyorsam ve bunu sürekli yapmak istiyorsam bunun için her gün güneşlenmem lazım. Her gün olmuyor can denk gelmiyor. Mantıklı. Saygı duyuyorum. Fakat o zaman şöyle dememiz lazım. mümkün olan her gün. Bu üç kuralı yaptıktan sonra başka bir şeye de çok dikkat etmenize gerek yok.