Bir Doktor Olarak Şu 5 Şeyi ASLA YAPMAM!
Süre:
Video açıklaması
Bilim sürekli değişiyor ama gerçekler sabit. Bende kendi sağlığımı gerçeklerle şekillendiriyorum. İşte size DEĞİŞMEZ ve ASLA YAPMAM DİYECEĞİM SAĞLIK HATALARINI anlatıyorum.
Açıklamanın tamamı
Uyarı: Videoda bahsedilen hususlar ve verilen öneriler bir uzmana danışmadan uygulanmamalıdır. Oluşabilecek zarar ve kayıplardan Dr. İsmail Can Çiftçi sorumlu tutulamaz.
Otomatik döküm
Bu metin videonun otomatik altyazısından çıkarıldı; düzeltilmedi, hata içerebilir. Doğrusu videodaki anlatımdır.
0:00 Her gün yeni bir bilgi çıkıyor ve insanlar bana diyor ki Can ne yapacağız? Her gün bir şey söylüyorlar. Aklımız karıştı. Ya inanılmaz bir bilgi kirliliği var. Haklısınız. Literatürü tararken ben de bunu yaşıyorum ve ben bu cendereden kendime koyduğum kurallar ile çıkıyorum. Yani şöyle benim doktor olarak yapmayacağım hayatımda beş tane şey var. Bu beş tane şeyi hiç değiştirmiyorum. Yanına yöresine koyacağım şeyleri sürekli değiştiriyorum. Literatüre göre takip ediyorum. deniyorum. Ne iyi geldiğini görüyorum. İşte size bu beş şeyi anlatacağım. Bence çok keyifli. Hadi başlayalım. Birincisi çeşmeden kesinlikle su içmem. Arıtma olabilir, cam damacanı olabilir. İmkan yoksa normal damacanı olabilir ama çeşmeden su içmem. Sebebi klor değil. Birincisi bizim altyapılarımız berbat. Altyapılarımız iyi olsa bile apartmanların altyapısı berbat. Ve bu çeşmeden gelen sularda genelde sular çok sert. Ağır metal maruziyeti var. Bu boruların içi kirli, paslı, özellikle eskiyse ciddi pas var ve bakteriyel mantar bulaşı. Bunları sürekli tükettiğiniz zaman bağışıklık sisteminiz berbat hale geliyor. Çünkü toksinlerle savaşıyor. Ağır metaller vücudunuza birikiyor. Artık ne yazık ki toplumumuzun bir gerçeği olarak dışarıda çeşmeden su içmek imkansıza yakın. Evet, özel bölgelerdesinizdir. Oranın çeşme suyu lokal olarak çok iyidir. Ama genel olarak bu böyle. Amerika’da da böyle, Avrupa’da da böyle. Evet, bazı ülkelerde daha güvenilir. İnsanlar Çeşme suyu tercih edebiliyor. Ama bizim ülkemizin güvenilirliği
1:38 neredeyse bu konuda düşük. Bu konuda fikrim çok net. Beslenme ile ilgili iki tane değişmez kuralım var. Size ondan bahsedeceğim. Bir tanesi kilo başına 1.2 gramın altında protein almıyor. Şimdi bu protein işi çok önemli aslında. Buradaki önemli olan şey kas kütlesi. Kas kütlenizi kaybettiğiniz zaman yaşlanıyorsunuz. Kas kütlenizi kaybettiğiniz zaman bağışıklık sisteminiz zayıflıyor. Kas kütlesini kaybettiğiniz zaman zihinsel fonksiyonlarınız bile bozuluyor. Ve bu kas kütlesini korumanın en önemli yollarından biri protein alımı. Dolayısıyla benim beslenmede işte bazen karbonhidratı arttırıyorum, bazen yağı arttırıyorum, çeşitli sistemler uyguluyorum ama proteini kilobaşı 1.2 gramın altında kesinlikle almıyorum. Bu benim beslenmede en önemli değişmezim. Beslenmedeki diğer değişmezim ve 3üncü faktör ise her ay 24-48 saat aç kalmaya çalışıyorum. Bu şöyle oluyor. Siz eğer aç kalırsanız işte bir ortofaji mekanizması çalışıyor. İki kök hücre yenilenmesi mevcut. Üçüncüsü, detoksifikasyon sistemi işe yarıyor ve çalışmaya başlıyor. Muazzam. Dolayısıyla bizim için açlık aralıklı olarak gerekli. Siz dersiniz ki haftada bir gün 24 saat aç kalıyorum. Ben bu konuya çok takıntılıyım. İşte şöyle yapıyorum. Su orucu böl. Tamam. Fakat herkesin hayatı aynı değil. Ve bazen daha zor hayatlarımız var. Benimki de o zor hayatlardan biri. Benim yaptığım şey şu. Ayda bir kez 24 saatten kısa olmamak. 48 saatten uzun olmamak şartıyla aç kalmak. Bu açlıkta su, çay ve kahve tüketiyorum.
3:19 Bu benim yenilenmemi ve iyi görünmemi sağlıyor. Sağlık olarak da bana çok iyi geliyor. Dördüncü ve bence en önemli kuralım ağız bakımımı ihmal etmem. Dişlerimi fırçalarım. Kesinlikle ağzımı kendi tuzlu suyumla gargara yaparım. Kesinlikle o hazır satılan ağız temizleyici solüsyonlardan kullanmam. Kendi diş macunumu da kendim yaparım. Evet, piyasada çok kaliteli, doğal ve benim yaptığım içeriğin çok daha profesyonel halleri var. Fakat kendim yapınca daha mutlu oluyorum, daha iyi hissediyorum ve daha güvenilir oluyor. Yani dolayısıyla diş macunumu kendim yapıyorum ve katkı maddesi işte beyazlatıcı, bilmem boyar madde işte yok esans vırt sırt hiçbir şey koymuyorum. Onun tarifini bir gün sizle paylaşacağım. İkincisi ağız temizleme suyu kesinlikle kullanmıyorum. Bu hazırlar var ya çünkü bu ağız temizleme suları evet ağızdaki zararlı bakterileri öldürüyor. Fakat aynı zamanda faydalı bakterileri de öldürüyor ve ağızdaki faydalı bakteriler bu damarlarımızın gevşemesini sağlayan nitrik oksitin üretimini sağlayan bakteriler. Dolayısıyla ağız bakterileri faydalı bakterilerden bahsediyorum. azaltılırsa vücudunuzdaki nitrik oksit miktarı azalabilir. Bununla ilgili yapılan çalışmalar var. Düzenli ağız suyu kullanan insanlar daha çok tansiyon hastalığına yakalanıyor. İnanılmaz bir bilgi değil mi? Dolayısıyla ağız temizleme suyu kullanmıyorum fakat tuzlu suyla gargara yapıyorum. Bu hem mineral
4:54 ihtiyacımı bir miktar karşılıyor hem de doğal bir temizleme oluşturuyor. Şimdi bana dönüp şey diyeceksiniz. Can burada hindistan cevizi yağı kullanılabilir mi? kullanılabilir. Fakat ben hindistan cevizi yağını kendi diş macunu formülümde zaten kullanıyorum. İşte az bakımını dikkat etmemin komplike sistemi de bu. Çok da aslında komplike değil. Herkes uygulayabilir. Bu arada macun maliyeti çok ucuz. Onu da söyleyeyim. 5inci ve son kuralım ise şu. Farklı suplementler kullanıyorum. Evet değiştirerek ama D vitaminini hiç bırakmıyorum ve D vitaminini yaz aylarında da bırakmıyorum. Benim gördüğüm en büyük yanlış burada suplement kullanımı ile ilgili D vitaminini bırakmak. Şimdi bana dönüp diyeceksiniz ki Can D vitamini güneşten alınıyor. Ben tatile gidiyorum güneşleniyorum ve dolayısıyla da aslında D vitamini almama gerek yok. Mantık olarak böyle olabilir ama tam olarak öyle işlemiyor. Çünkü siz tatile gittiğinizde bronzlaşıyorsunuz ve bronzlaştığınız anda ki bu genelde 3ün 4 günde oluyor. Bronzlaştığınız anda D vitamini senteziniz çok kısıtlanıyor. Çünkü derinizde o rengi veren melanin pigmenti D vitamini sentezini de durduruyor, yavaşlatıyor. Birincisi bu. Bir diğeri şu: Siz güneşleniyorsunuz. Bu D vitamini emilime hazır hale geliyor. Tekrar emilmesi lazım. suya giriyorsunuz bir miktarını kaybediyorsunuz. Suya girmeseniz bile zaten döndüğünüzde banyo yapıyorsunuz kendinizi bir de çitiliyorsunuz. E ne oluyor abi? D vitamini gidiyor. Dolayısıyla çok iyi
6:27 güneşlenen insanlarda bile biz D vitaminini 35’in maksimum 40’ın üstünde göremiyoruz ki. Bu insanlar zaten tatile 25 30’larda çıkıyorlar. 5 10 puan maksimum artıyor artmıyor. Dolayısıyla D vitaminini tatilde bırakmam. bağışıklık sistemimi, işte hormonal sistemi riske atmam ama onlarca diğer suplementleri değiştirerek kendi ihtiyacıma göre kullanıyorum. Bunlar benim hayatımdaki en en değişmez kurallarım. Tabii ki farklı kurallarım da var ama bunlar hiç değişmiyor neredeyse. Bence hayatınıza bir şey koyacak olsanız yani nereden başlayayım diyecek olsanız aha bu beş şeyi sayardım. Bunlarla başlamanız çok mantıklı olacaktır. Can kardeşiniz sizleri çok seviyor.
